EDİRNE MERKEZ İLKÖĞRETİM OKULU 5/A SINIFI
  VELİ BİLGİLENDİRME
 


NASIL VERİMLİ DERS ÇALIŞILIR?
       Hepimizin isteği derslerimizde başarılı olmak ve bir üst sınıfa başarıyla geçmek. Ama bu isteğin gerçekleşebilmesi için gerekenleri yapmadığımız malum. Bazen dersler için, okul için bir şeyler yapmayı isteriz. Ders kitabını okur, ödevleri yapar, sınavlara hazırlanır, fakat beklediğimiz notlar bir türlü gelmez. Demek ki bir yerlerde hata yapıyoruz. Daha doğrusu nasıl ders çalışmalıyız, bunu pek bilmiyoruz.
        Aşağıda ders çalışmamızı bir düzene koyacak ve zamanımızı verimli kullanmamızı sağlayacak öneriler var. Bir kulak verelim, okuyalım ve uygulayalım.
        1-Okuldan eve geldiğinizde yarım saat veya kırk beş dakika dinlenmeye ayırın. Bu arada bir şeyler yiyebilirsiniz. Ancak ders çalışmaya başlamadan önce, ekmek, makarna, kek gibi karbonhidratlı yiyeceklerden fazlaca yemeyiniz.
        2-Ders çalıştığınız yerin düzeni çok önemlidir. Derslerinize bir masada çalışmalısınız. Yumuşak bir koltuk, kanepe veya yatak ders çalışma veriminizi düşürür ve uykunuzu getirir. Çalışma esnasında işimize yaramayan defter, kitap ve diğer araç ve gereçleri kaldırmamız gerekir. Çünkü bu gereksiz malzemeler hem kafamızı karıştıracak, hem de bizi lüzumsuz yere meşgul edecektir.
       3-Ders çalışırken en iyi bir şekilde kullanmamız gereken zamanımızdır. Bunun için bir zaman programlamasına ihtiyaç vardır. Böyle bir programlamayı herkes kendine göre yapabilir. Bir zaman programlaması aşağıdaki gibi olabilir.

15:00 Eve Geliş                           17:00 Eve geliş
15:00-15:30 Dinlenme                  17:00-17:30 Dinlenme
15:30-16:30 Ders Çalışma            17:30-18:30 Ders çalışma (Tekrar)                                                                                      16:30-17:00 Dinlenme                  18:30-19:30 Dinlenme ( Yemek-TV)
17:00-17:30 Ders Çalışma             19:30-20:30 Ders Çalışma
17:30-18:30 Dinlenme-TV              20:30-21:00 Dinlenme
18:30-19:00 Ders Çalışma              21:00-21:45 Ders Çalışma
19:00-20:00 Dinlenme-TV              21:45- 22:00 Çanta kontrolü /hazırlıklar
20:00-21:00 Ders Çalışma               22:30 İYİ GECELER
21:00-22:00 Çanta Kontrolü /hazırlıklar  22:30 İYİ GECELER

Yukarıdaki program bir örnektir. Kendi şartlarınıza göre bu programı değiştirebilirsiniz.
       4-Kendinize Küçük bir defter tutun. Her gün verilen ödevleri not edin. Böylece "Unuttum" mazereti ortadan kalkmış olur.
       5-Çalışmaya size zor gelen derslerden başlayın.
       6-Yazılı ödevleri son sıraya koyun.
       7-Derslerinizi günü gününe yapmalısınız. Derslerinizi daha uygun zamanlarda yapmayıp, son güne bırakmayın.
       8-Her gün okulda öğrendiklerinizi, evde mutlaka tekrarlayın.
       9-Her gün dersiniz bittikten sonra, ertesi günkü ders programınıza göre çantanızı hazırlayın ve yatmadan önce kontrol etmeyi unutmayın.
         Hepinize derslerinizde başarılar.

Çalışanlar başarıyı yakalar.

ÖĞRENCİLERİN DERSLERDE BAŞARISIZ OLMALARININ NEDENLERİ NELERDİR?

        Başarısızlığın birçok nedeni vardır. Ders başarısına en büyük etken genetik olabilir. Ama belli zekâ kapasitesine sahip olduğu halde, çocuklarda bazı nedenlerden dolayı da başarısızlık olabilir.

Ders başarısızlığının nedenler;

·        Sorumluluk duygusunun olmaması,

·        Çalışma saatlerinin düzensizliği,

·        Özel öğrenme güçlüğü,

·        Öz güvenin zedelenmesi,

·        Yaşıtlarıyla kıyaslanması,

·        Anne baba ilgisizliği,

·        Çocukta görülen depresyon,

·        Uyum bozukluğu,

·        Aile ile ilgili problemler,

·        Stres etkenleri gibi durumlar olabilir.


    

ÖĞRENCİLERİN OKULDAKİ BAŞARILARININ ARTMASI İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

 

·        Çocuğun güven duygusu artırılmalıdır.

·        Yaşına uygun yapabileceği görevler verilmelidir.

·        Başarılı olmuş kişiler çocuğa sevdirilmeli, örnek gösterilmelidir.

·        Çocuğun kendine duyması sağlanmalıdır.

·        Okul arkadaşları ile iyi ilişkiler kurmaları sağlanmalıdır.

·        Çocuğa, olduğundan daha küçükmüş gibi davranılmamalıdır.

·        Çocukla birlikte vakit geçirilmeli, ona kendini ifade etme fırsatı verilmelidir.

·        Uygun olmayan kişilerle arkadaşlık yapmasına engel olunmalıdır.

·        Ders çalışmak için yeterli vakit ayırmasına yardımcı olunmalıdır.

·        Okul başarısı uygun şekilde ödüllendirilmelidir.

·        Başarısız olduğu zaman cesaret verilmeli, çocuk desteklenmelidir.

·        Düzenli ve planlı bir öğrenci olmaları için yardımcı olunmalıdır.

·        Çocuğun psikolojik durumlarına dikkat edilmelidir.

·        Uygun ders çalışma ortamı hazırlanmalıdır.

·        Okumaya teşvik edilmeli, okuma alışkanlığı kazanmasına yardımcı olunmalıdır.

·        Her gün düzenli ders çalışması sağlanmalıdır.

·        Kapasitesinin üzerinde beklentilere girilmemelidir.

·        Ders konusunda çocuğa destek olunmalıdır.

·        Öğretmenin, çocukla ilgili önerileri dikkate alınmalıdır.

·        Sıradan sebeplerle okulu aksatmasına izin verilmemelidir.

·        Derslerine engel olabilecek istekleri, uygun bir şekilde sınırlandırılmalıdır.

·        Çocuk ders ve sınavlar konusunda paniğe sevk edilmemelidir.

·        Beslenmesine, öğünlerine dikkat edilmelidir.

·        Çocuk, kabiliyetleri konusunda yönlendirilmelidir.

·        Uyku düzenine dikkat edilmelidir.

·        Tatillerde yeterince dinlenmesi sağlanmalıdır.

·        Küçük problemler, büyümeden müdahale edilmelidir.

·        Yolunda gitmeyen durumlara karşı uyanık olunmalıdır.

·        Çocuğun sağlık problemleri konusunda duyarlı olunmalıdır.

·        Her zaman, çocuğun yanında olunduğu hissettirilmelidir.

·        Çocuk, uygun sportif etkinliklere ve sanat etkinliklerine yönlendirilmelidir.

BİR PULSUZ DİLEKÇE

                 

Sevgili Anneciğim ve Babacığım,

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim size şunları söylemek isterdim;

                  Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim...”Sizin çocuğunuz” olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum…

                  Beni tanımaya ve anlamaya çalışın

                  Deneme ile öğrenirim...Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz…Oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın...

                  Beni her yerde, her zaman korumaya kalkmayın… Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim… Bırakın, kendi işimi kendim göreyim…Büyüdüğümü başka nasıl anlarım..?

                  Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum.Bunu önemsemeyin…Ama, siz beni şımartmayın.. Hep çocuk kalmak isterim sonra…Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum… Ama siz verdikçe de almadan edemiyorum… Bana yerli yersiz söz de vermeyin… Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor… Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin…Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın... Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem... Ancak, hiç kısıtlamayınca ne yapacağımı şaşırıyorum… Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum...

                  Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın…Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz…Bunları çabuk unuturum…Ancak, birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder…

                  Çok konuşup çok bağırmayın… Yüksek sesle söylenenleri pek duymam…Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır… “Ben senin yaşındayken…” diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım. Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın… Bana yanılma payı bırakın… Beni, korkutup sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın… Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın… Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin… Ceza vermeden önce beni dinleyin… Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim…

                  Beni, dinleyin…Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır… Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun… Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın… Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin… Bana güvendiğinizi belli edin… Beni destekleyin, hiç değilse çabamı övün…

                  Beni başkalarıyla karşılaştırmayın, umutsuzluğa kapılırım…Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin… Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın… Bana süre tanıyın… Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin… Beni köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kalırım… Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin… Kızgınlığınızı haklı görebilirim ama beni aşağılamayın…Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın… Unutmayın ki; ben de sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim… Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin… Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz, tersine beni size daha çok yaklaştırır…

                  Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum… Bana kendinizi “yanılmaz”  ve “erişilmez” göstermeye çabalamayın… Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur…

                  Biliyorum; ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum… Bana verdiklerinizin yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum… Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse, birçoğundan vazgeçebilirim… Yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın…

                  Benden “örnek çocuk” olmamı istemezseniz, ben de sizden “kusursuz ana-baba” olmanızı beklemem… Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter…

                  Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi… Ama seçme hakkım olsaydı eğer, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.                                                                                              

Sevgiler

Çocuğunuz

 

 

 

DUYGUSAL VE SOSYAL GELİŞİM
        
Çocukların en önemli duygusal ihtiyacı her dönemde olduğu gibi 6-9 yaş arası dönemde de sevilmek, beğenilmek, değer görmektir. Bir çocuk çevresinde ne kadar sevgi, şefkat ve ilgi görürse o kadar ruh sağlığı yerinde olur. Her çocuk her yerde ilgi merkezi olmak ister. Annesinin babasının, öğretmenin sevgisini paylaşmak ona çok ağır gelebilir. Bu yüzden meydana gelen hırçınlık, kıskançlık gibi durumları doğal karşılamalıyız. Çocuk çoğu zaman anne babasına kişiliğini gösterme, bağımsız olma çabasıyla inatçılık, itaatsizlik yapabilir. Bununla beraber o yinede büyüklerin her şeyi daha iyi bildiği ve yaptığı kanısındadır. Çocuklar çoğu zaman anne babalarını kendilerine örnek alırlar.
         Çocukların arkadaşları ile olan ilişkilerinde zaman zaman dalgalanmalar görülür. Grup halinde oynanan futbol, voleybol gibi oyunları severler. Yalnız arkadaşlarıyla çok sık küsüp barışabilirler. Zaman geçtikçe onlarla daha iyi geçinme gücünü kazanacaklardır. Özellikle 6-7 yaşındaki çocuklarda mızmızlık ve arkadaşlarını şikayet etme çok görülür. Bunun sebebi anne babaya ya da öğretmene kendini beğendirme şeklinde açıklanabilir.
      Çocuklar birbirlerini ve beğendikleri insanları taklit etmeye çok meyillidirler. Özellikle eşyalarıyla, ailesiyle övündüklerine çok sık rastlayabiliriz. Erkek çocuklar genelde kuvvetiyle ve iriliği ile övünmeyi çok severler. Kız ve erkek çocuklar genellikle kendi hemcinsleriyle oynamayı tercih edebilir. Bu dönemde zaman zaman kızlar ve erkekler arasında kavga çıkabilir. Ayrıca 6-7 yaşlarında çocuklarda korku, öfke, neşe, sevgi, kıskançlık gibi duyguları bir biri ardına görebiliriz.  Duygusal kararlılıktan yoksun oldukları için, duygusal halleri de çok çabuk değişebilir.
        Okul çağı dediğimiz 6-9 yaş döneminde çocuk hayatında önemli bir değişiklikle karşı karşıyadır. Bu değişikliğin adı “OKUL” dur. Okul hayatı çocuğun hayatına öğretmen, öğrenci, arkadaş, ders, kurallar, ödevler...gibi farklı kavramları da beraberinde getirir. Özellikle oyun çağının bazı özelliklerini üzerinden atamamış çocuklarda okul ve sorumlulukları benimseme kolay olmayabilir. Bu devrenin sorunsuz atlatılabilmesi için özellikle okul öncesi eğitim bir geçiş basamağı olarak görülebilir. Okul öncesi eğitim alanlarla almamış çocukların okul ortamına uyum sağlamaları arasında gözle görülür bir fark olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda kısaca 6-9 yaş arasındaki çocukların bedensel, duygusal, zihinsel yönden genel gelişim özellikleri, üzerinde durulmuştur.

Her insanın farklı ve özel olduğunu kabul etmeliyiz. Tabii ki çocuklarımızda farklı ve özel; gelişim özellikleri de farklı ve özel olacaktır. Her çocuğun kendine özgü bir gelişim temposu ve hızı vardır.
     Her anne baba çocuğunu anlamak için onu diğerlerinden ayıran özellikleri tanımalıdır. Bazı anne babalar çocuklarını kendi yaşıtları olan komşu çocuklarıyla okul arkadaşlarıyla karşılaştırırlar ve her şeyi onlar gibi yapacaklarını sanırlar. Oysa çocuklarımızın, ferdi özellikleri ve gelişme hızını dikkate almalı, beklentilerimize ona göre yön vermeliyiz.
         Anne baba olarak çocuklarımızın aynı seviyeye ulaştırmak zorunda olmadığımızı bilmeli, aksine onlar arasında olan ayrılık ve farklılıklara dikkat etmeliyiz. Çocuktaki bu ayrılık ve kişisel farklılıkların daha zengin bir mozaiği oluşturduğunu düşünmeliyiz.
       Anne babalara önerimiz; çocuklarının yeteneklerini dikkate almadan onları ulaşamayacakları amaç peşinde koşmaya zorlamamalıdırlar. Her anne baba çocuğunu, içinde bulundukları şartlarda ve ellerindeki imkanlarla başarabileceklerinin en iyisini yaparak, kıvanç duymaya teşvik etmelidir.
        Onları yüreklendirmeli ve ona destek olmalıdır. Dışadönük olan, aktif, etkinliklere katılan, şımarmayan, bencil olmayan, paylaşmayı ve arkadaşlığı seven çocuklar yetiştirmeye çalışmalıdırlar.       

VAHİDE KIYICI

 

            DİNLEMESİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?

      Hemen her gün yapmış olduğumuz işlerden birisi de dinlemektir. Bir düşününüz... En azından günde üç dört saatimizi buna ayırırız. Evde annemizi, babamızı; okulda öğretmen ve arkadaşlarımızı dinleriz. Salonlara girer konserleri, konferansları dinleriz. Radyoyu açar; haberleri, bizi ilgilendiren konuşmaları dinleriz. Kısacası konuşma günlük hayatımızda önemli bir yer tutar.
      Dinleme de okuma gibidir. Nasıl, okuyarak başkalarının düşüncelerini, duygularını öğreniyorsak; aynı şeyi dinleyerek yaparız. Konuşulanlar üzerinde düşünür, anlatılanları kavramaya çalışırız. Bu bakımdan dinleme öğrenme yollarının başında gelir.
      İyi bir dinleyici olmak için birtakım alışkanlıklar gerekir. İyi bir dinleyici gözleriyle değil sorularla dinler; yani konuşulan konu üzerinde kafasında uyanan sorulara cevap arar.
      Bazı dinleyiciler ise konuşmayla değil, konuşmayı yapanla ilgilenir. Konuşmacının giyinişi, kılık ve kıyafeti iyi bir dinleyiciyi ilgilendirmez, onu ilgilendiren konuşanın anlattıklarıdır. 
      İyi bir dinleyici sabırlıdır. Konuşanı sonuna kadar izler. Aynı düşüncede olmayabilir ama hiç bir zaman onun sözünü kesmez.
      Dinlediklerini değerlendirme, iyi bir dinleyicinin yapması gereken en önemli iştir. 
                   Adnan BİNYAZAR 

             Türkçemi İlerletiyorum    
                      (Kısaltılmıştır.)

            

BAŞARISIZLIK MI! 
HADİ CANIM SEN DE!

-        Müzik öğretmeni Beethoven’a; “Besteci olması imkânsız!” demişti. Oysa o, insanlık tarihinin en büyük bestecilerinden birisi oldu.

— Öğretmenleri Edison’u, hiçbir şey öğrenemeyecek kadar aptal bulurlardı. Edison’un kim olduğunu söylememize gerek var mı?

- Walt Disney, bir gazetenin yazı işleri müdürü tarafından; “İşe yarar fikirleri olmadığı” gerekçesi ile kovulmuştu. Walt Disney, film ve eğlence endüstrisinde devrimler yapmıştır.

— Churchill, orta okulda sınıfta kalmıştı. Daha sonra İngiltere’nin en sevilen başkanlarından biri oldu.

— Barış Manço müzik dersinden ikmale kalmıştı. Günümüzde ölümünün ardından bile tüm çocukların Barış abisi ve şarkıları hala dillerde ve yüreklerde.

— Michael Jordan, okul basketbol takımından atıldığı için basketbolu bırakmıştı. Daha sonra dünyanın en iyi basketbolcularından birisi oldu.

— Einstein, dört yaşına kadar konuşamamıştı. Matematik dersinden çok başarısız olduğu için ilkokuldan atılmıştı. Oysa biz onu şimdi, yüzyılımızın en büyük bilgini olarak biliyoruz.

— Charles Dickens, yüzlerce kapıdan “Sen yazar olamazsın.” denilerek geri çevrilmişti. Daha sonra kitapları bir çok dilde yayınlanmış ve milyonlarca satmıştır.

— Müzik yapımcıları Elvis Presley’e şöyle demişlerdi; “Hiçbir işe yaramazsın, en iyisi kamyon sürücülüğüne geri dönmen.” Elvis Presley yaptığı müziklerle milyonları coşturmuştur.
 

 

ÖĞRENCİLERDEN BEKLENEN DAVRANIŞLAR

İlköğretim Kurumları Yönetmeliği Madde 106 — Öğrencilerden;
a) Okula ve derslere düzenli devam etmeleri ve başarılı olmaları,

b) Bütün okul arkadaşlarının kendisi gibi Türk toplumunun ve Türkiye Cumhuriyetinin bir bireyi olduklarını unutmamaları, onur ve haklarına saygı göstermeleri,

c) Öğretmenlerine, okul yöneticilerine, görevlilere, arkadaşlarına ve çevresindeki kişilere karşı saygılı ve hoşgörülü davranmaları,

d) Doğru sözlü, dürüst olmaları, yalan söylememeleri,

e) İyi ve nazik tavırlı olmaları, kaba söz ve davranışlardan kaçınmaları,

f) Okulda yapılacak sosyal ve kültürel etkinliklere katılmaları,

g) Kitapları sevmeleri, korumaları, okuma alışkanlığı kazanmaları,

h) Çevrenin doğal ve tarihi güzelliklerini, sanat eserlerini korumaları ve onları geliştirmek için katkıda bulunmaları,

ı) İyi işler başarmak için çok çalışmaya ve zamana muhtaç olduklarını unutmamaları, geçen zamanın geri gelmeyeceğinin bilincinde olmaları,

i) Millet malını, okulunu ve eşyasını kendi öz malı gibi korumaları,

j) Sigara, içki ve diğer bağımlılık yapan maddeleri kullanmamaları ve bu maddelerin kullanıldığı ortamlardan uzak durmaları,

k) Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozan bölücü, yıkıcı, siyasî amaçlı etkinliklere katılmamaları, siyasî amaçlı sembol kullanmamaları, bunlarla ilgili amblem, afiş, rozet ve benzerlerini taşımamaları, bulundurmamaları ve dağıtmamaları, siyasî amaçlı davranışlarla okulun huzurunu bozmamaları,

l) Fiziksel, zihinsel ve duygusal güçlerini millet, yurt ve insanlık için yararlı bir şekilde kullanmaları,
m) Atatürk İlke ve İnkılâplarına bağlı kalmaları, bunun aksi davranışlarda bulunmamaları,

n) Yasalara, yönetmeliklere ve toplumun etik kurallarına, millî, manevî ve kültürel değerlere uymaları,

beklenir.

 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=